Bu da AKP İşi ‘İhtiyaç Fazlası’ (Bir tarafta kupon arazi bir tarafta hurda araç)

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi, CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, kamuda “ihtiyaç fazlası” gerekçesiyle yapılan satışlara sert tepki gösterdi. Bakırlıoğlu, bir yanda hurda durumdaki araçların ‘ihtiyaç fazlası’ denilereksatışa çıkarıldığını, diğer yanda ise devletin en değerli arazilerinin aynı gerekçeyle elden çıkarıldığını belirterek, “Tasarruf tedbirleri kapsamında araçları satacağız dediler. Nerede hurda araç varsa, kullanılamayacak durumda olan ne varsa “ihtiyaç fazlası” diyerek satışa çıkardılar. Aralarında bir tane bile makam aracı yok.Öte yandan şimdiTBMM’de yeni bir kanun teklifigörüşülüyor. Bu teklifin 11. Maddesine göreÖzelleştirme İdaresi eliyle bu sefer ‘ihtiyaç fazlası’ kamu arazileri satışa çıkarılacak. Ama arazilerin listesine baktığımızda ‘ihtiyaç fazlası’ olarak atıl yerler değil; en değerli kupon araziler çıkıyor. Elde edilecek gelirle de kurumların kendilerine yeni binalar yapmasınında önü açılıyor. Yani tasarruf tedbirleri de delinmiş oluyor; tedbirlerin arkasındandolanılıyor. Bu nasıl tasarruf? Bu yurttaşın alınterine göz dikmek, kamunun mallarını peşkeş çekmektir ” dedi.

Bu da AKP İşi ‘İhtiyaç Fazlası’ (Bir tarafta kupon arazi bir tarafta hurda araç)

Bu da AKP İşi ‘İhtiyaç Fazlası’ (Bir tarafta kupon arazi bir tarafta hurda araç)

İktidarın Çifte Standardı: “Hurda araç da ihtiyaç fazlası, kupon arazi de…“

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi, CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, kamuda “ihtiyaç fazlası” gerekçesiyle yapılan satışlara sert tepki gösterdi. Bakırlıoğlu, bir yanda hurda durumdaki araçların ‘ihtiyaç fazlası’ denilereksatışa çıkarıldığını, diğer yanda ise devletin en değerli arazilerinin aynı gerekçeyle elden çıkarıldığını belirterek, “Tasarruf tedbirleri kapsamında araçları satacağız dediler. Nerede hurda araç varsa, kullanılamayacak durumda olan ne varsa “ihtiyaç fazlası” diyerek satışa çıkardılar. Aralarında bir tane bile makam aracı yok.Öte yandan şimdiTBMM’de yeni bir kanun teklifigörüşülüyor. Bu teklifin 11. Maddesine göreÖzelleştirme İdaresi eliyle bu sefer ‘ihtiyaç fazlası’ kamu arazileri satışa çıkarılacak. Ama arazilerin listesine baktığımızda ‘ihtiyaç fazlası’ olarak atıl yerler değil; en değerli kupon araziler çıkıyor. Elde edilecek gelirle de kurumların kendilerine yeni binalar yapmasınında  önü açılıyor. Yani tasarruf tedbirleri de delinmiş oluyor; tedbirlerin arkasındandolanılıyor. Bu nasıl tasarruf? Bu yurttaşın alınterine göz dikmek, kamunun mallarını peşkeş çekmektir ” dedi.

“Hurda araçtan vazgeçiyorsunuz ama lüks araçtan vazgeçmiyorsunuz”

Elden çıkarılmak üzere Özelleştirme İdaresi üzerinden verilen araç ilanlarına dikkat çeken Bakırlıoğlu, bazı araçların çalışmaz halde, motoru dağılmış, elektrik aksamı arızalı, lastikleri kullanılamaz durumda olduğunu vurguladı. “Hurda niteliğindeki araçları ‘ihtiyaç fazlası’ diyerek satış listesine koyuyorsunuz, buna kimse itiraz etmez. Ama mesele burada bitmiyor. İlanların içinde hiç kamu kurumlarının önüne dizilen lüks makam araçlarını göremiyoruz. Gerçekten tasarruf yapmak istiyorsanız önce lüks makam araçlarından vazgeçin! Ama siz ne yapıyorsunuz? Hurda araçları ‘yük’ görüyorsunuz, ama milyonluk makam araçlarından tek bir adım geri atmıyorsunuz. Hazine ve Maliye Bakanlığı’” ifadelerini kullandı.

Kupon araziler ‘ihtiyaç fazlası’ oldu!

Asıl büyük tehlikenin kamu arazilerinde yaşandığını vurgulayan Bakırlıoğlu, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmekte olan kanunun içindeki 11. Maddesinde yer alan,özellikle kıyı bölgeleri ve rant değeri yüksek alanların Özelleştirme İdaresi eliyle satışına işaret ederek şunları söyledi: “Devletin en kıymetli, en stratejik, halkın ortak malı olan kupon arazilerini de ‘ihtiyaç fazlası’ diye satışa çıkarıyorsunuz. Bu araziler ihtiyaç fazlası değil, bu milletin geleceğidir!Bir yanda hurda araçları elden çıkarıyormuş gibi tasarruf görüntüsü veriyorsunuz, diğer yanda milyarlarca liralık kamu varlıklarını peşkeş çekiyorsunuz. Bugün Türkiye’de ‘tasarruf’ adı altında yürütülen politikalar maalesef gerçeği yansıtmıyor. Elinizde çalışmayan, motoru dağılmış, sanayiden çıkamayacak hale gelmiş araçlar var. Lüks makam araçlarınız ihtiyaç fazlası olarak görmüyor, bu hurdaları ihtiyaç fazlası sayıyorsunuz. Peki soruyorum: Bu araçlar zaten kamuya yük haline gelmiş, kullanılamaz hale gelmiş. Bunları satmak tasarruf değil, zorunluluktur. Bugün kamu kurumlarının önüne gidin bakın; milyonlarca liralık makam araçları, israfın sembolü haline gelmiş araç filoları kurumların önünde, garajlarında duruyor. Orada bir ‘ihtiyaç fazlası’ görmüyorsunuz. Oradan tasarruf aklınıza gelmiyor.Ama aynı anlayışla şimdi çıkmışsınız, bu ülkenin en değerli arazilerini, kıyılarını, şehir merkezlerindeki rant değeri yüksek taşınmazlarını ‘ihtiyaç fazlası’ diyerek satışa çıkarıyorsunuz. Bu nasıl bir anlayıştır? Bir tarafta hurda araçları ihtiyaç fazlası gösterip ‘bakın tasarruf yapıyoruz’ diyorsunuz, diğer tarafta milyarlarca liralık kamu varlığını sessiz sedasız bir şekilde elden çıkartmanın peşine düşüyorsunuz. Bu açıkça bir varlık transferidir. Üstelik bu satışların nasıl yapıldığı da ayrı bir sorun. Şeffaflık yok, planlama yok, kamu yararı yok. Kim alıyor, hangi şartlarda alıyor, yurttaş bilmiyor. Biz buna karşıyız. Kamu kurumları iş araca gelince ne kadar hurda varsa satılsın diye Özelleştirme İdaresi’ne bildiriyor ama iş ihtiyaç fazlası taşınmaza gelince nedense hep denize nazır, kentlerin en değerli yerindeki taşınmazlar ihtiyaç fazlası gözüküyor. Aydın’da denize nazır lüks sitelerin içindeki arsalar, İstanbul’un göbeğinde Beyoğlu’nda denizin dibinde taşınmazlar, Antalya Kalkan’dan lükse havuzlu sitelerin ortasında arsalar… Bize verilen listede tek bir atıl taşınmaz yok. Ayrıca bu yerleri neden Özelleştirme İdaresi satıyor? Yani geçmişe bakmış olduğumuz zaman Özelleştirme İdaresinin performansı ortada, yapmış olduğu özelleştirmeler ortada. TÜRK TELEKOM'a, TEKEL'in alkol bölümünün özelleştirilmesine bakın. 290 milyon dolara özelleştirildi, MEY aldı, aldıktan üç yıl sonra 900 milyon dolara sattı, 900 milyon dolara alan üç yıl sonra 2 milyar dolara sattı. Neyi sattı? Bu memleketin malını sattılar. Bunların hepsi peşkeş çekilecek ve ben şunu iddia ediyorum: Bu gayrimenkulleri kimin alacağı bile şu an bellidir. Bu konunun peşini bırakmayacağız, yurttaşın alın terinin tek bir damlasının bile hesabını soracağız”